Asıl Mesele: Sığ Sorular

Sorularımız bizi ele verir, ihbar eder. Bir mesele hakkındaki ihatamızı, derinliğimizi gösterir, teşhir eder. O yüzden bazı soruları bazılarımız soramaz.

Çevremde şahit olduğum soru-cevap mevzularında çoğu zaman belki her zaman bir şeylerin eksik olduğunu hissederim bu sanırım soruların çok sığ olmasından kaynaklanıyor. İşte bu minvalde birkaç diyeceğim var.

Mesela evrim konusu bu bağlamda hassas bir konu. İddialar şöyle;

-evrim insanın maymundan geldiğini söylüyor Kur’an ise. Hz Adem’in topraktan yaratıldığını söylüyor demek ki evrim yalan.

-Kur’an’a göre evrim yok demek ki islamiyet yalan.

Bu iki çıkarımın çok sığ olduğu aşırı kolaycılığından anlaşılıyor olsa gerek.

Yani ne dini reddeden ateistin ne de evrimi reddeden dindarın din ile bilim ilişkisi üzerine kafa yormaya niyeti yoktur. Kuvvetle muhtemeldir ki din nedir ya da bilim nedir sorularına verecek bir cevapları da yoktur. Niye olsun? Biri inkar etme diğeri kabul etme kolaycılığına müpteladır.

Kanaatimce ilk önce dinin ve bilimin münferit olarak incelenmesi lazımdır sonra bunların birbiri ile olan ilişkileri konumlandırılıp (hiyerarşik değil) bir zemin tahsis edilmesi sonra Kur’an’a göre ve bilime göre evrim konusu münferit olarak araştırılıp sonra karşılaştırılarak-belki-bir hükme, çıkarıma varılmalıdır. Sonra konu fizik-metafizik gibi değişik bağlamlarla ele alınmalı ve konu ile ilgili müşahhas örnekler verilebilmelidir. Mesela “Gerçek şu ki, insanın yaratılış tarihinde onun henüz anılan bir şey olmadığı bir dönem gelip geçmiştir.“( İnsan,1) ayeti evrim bağlamında ele alınabilir mi, bu ayetten asıl maksat nedir, varolan kaynaklarda ne tür yorumlar vardır gibi sorulara net cevaplar verilmelidir. Yine diğer muhatabımız insanın maymundan gelmesi argümanını bilimsel olarak açıklayabilmeli ve eksiksiz anlatabilmeli ve konunun sınırlarını iyi bilmelidir.

Tüm bu yazdıklarım 3-5 dakikamı aldı ama bu dedikleri mi yapmak sağlam bir 3-5 sene ister. İnsan zihni rahata kaçar ve Cemil Meriç’in dediği gibi “avam her ülkede avamdır” birileri bazı şeyleri hiçbir zaman anlamak istemeyecektir bu yüzden ilim talep edene verilir tek kaygısı yaşamak olan insana değil.

Evrim fiziğin yani görünen alemin konusudur, din ise metafiziğin konusudur bu ikisi nasıl birbirinin alanına tecavüz ediyor? Bu soru evrimin dinde olup olmadığından daha zor ve mühim bir sorudur benim için yani ben henüz bu sorunun cevabını veremediğimden evrim dinde var mı yok mu sorusu beni ilgilendirmiyor şimdilik. Yine din bilimin alternatifi midir sorusu da mühim bir sorudur. İster son sorduğum iki soru gibi tümdengelim yöntemi ile sorulsun ister başta tartıştığım soru gibi tümevarım yöntemi ile sorulsun bu soruların cevabını araştırmak uzun uğraşlar istiyor.

Kısacası ödül fazla, emek az ise orda bir tuzak vardır aynen öyle de soru zor, cevap kolay ise orada büyük bir sığlık vardır. Ama insan psikolojisi genelde zor sorularla uğraşmayı kaldıramaz-kim uykusuz kalmak ister ki- zihin pes eder ve cevap bulunur bir yerden.

İslamın hala tanımının olduğuna inanmıyorum. Efradını cami, ağyarını mani bir tanım olabileceğini de düşünmüyorum. Sonuçta bir tanım yaparsak bunun doğru ve tam olduğunu kim belirleyecek? Hiçkimse, hepimiz.

Bir müslüman ilk öncelikle din ile bilim neden çelişir sorusunun cevabını vermelidir. Bunu araştırırken taassubuna hakim olmalı ama taassub ne? Taraf olan halk dilinde bir şeye körü körüne bağlanan. Bir şeye göre göre bağlanan var mı?

Mucize konusuna eğilelim biraz..

Ateistler mucizeyi akla aykırı buluyor bu yüzden kabul edemiyor, müslümanlar ise mucizenin ispatından acizdir. Çünkü rivayetler silsilesine herkesin iman etmesini beklemek çoçukça bir arzudur. Mucizede şöyle dikkat çekici ve merakaver bir nokta var: mucize kelime manası olarak “aciz bırakan” demek kimi “insanı” neden aciz bırakan “yapmaktan” hatta bir manada anlamaktan da aciz bırakan. Yani mucizenin akla uymaması gerekiyor ki mucize olsun. Bu bağlamda mucizeyi akla uygun değil diye inkar etmek kabil değil. Hem akıl hala bir meçhuller yumağı. İslamın ‘aklı’ başka batının ‘ratio’su başkadır. Kim bilir nice “akıllar” var uzak memleketlerde. Yani henüz akıl üzerine uzlaşmamışken “bu akıllı değil” diyemeyiz ama diyeceğiz buna mecburuz. Bu 2 elma ile 3 armutu toplayıp 5 bulmaya benziyor şöyle ki; bir bakıma mantıklı çünkü toplamına 5 meyve ediyor demeliyiz ama öbür yandan elma ile armudu toplayamayız çünkü farklı cins meyvelerdir.

Mucize olgusu mantıklı olabilir müşahhas mucize örnekleri akla uygun görünmese bile. Yani bir ateist de nübüvvet dava eden bir insanın diğer insanlardan ayırt edilebilmesi için mucize göstermesi gerektiğini makul bulabilir.

Bu yazının sığ olması da bugünün ironisi olsun. Sevgiyle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s