Müslümanların Büyük Egosu

Dücane Cündioğlu’nun aşağıdaki tweetini gördükten sonra bir süredir düşündüğüm meseleyi “Müslümanların büyük egosu” başlığı altında ifade etme kararı aldım.

Ve biraz düşündükten sonra bende aşağıdaki iki tweeti paylaştım.

İlk öncelikle şunu söylemem gerekir ki ben bu konuyu kendi okumalarım, gözlemlerim çerçevesinde ele alacağım. Olabilecek sığlıklardan, yanlış tesbitlerden ben sorumluyum.

Şimdi başlayalım…

İngiltere’de gerçekleşen sanayi devriminden sonra insanlık çok farklı bir yöne doğru evrilmeye başladı. Artık eskisi kadar insan gücü önemli değildi hatta makineler insanlardan daha değerliydi dersem abartmış olmam herhalde. Pek çok değişim gibi bu değişimde dirençle karşılaştı-ludizm- ama ne çare! Ve bu devrimden sonra batıda sürekli bir ilerleme kaydedildi (en azından öyle söylüyorlar ben bilmiyorum). Batı yani ötekiler. Bizde durum pekte iç açıcı olmadı o günden bugüne kadar. Tanzimat, ıslahat, meşrutiyet, cumhuriyet safhalarından geçtik. Çok şey yaşadık yani.

Batıda gelişen teknoloji karşısında kendimizi ezik hissediyorduk.

Bu eziklik, batıyı ve kendimizi yekpare görüp, kendimizi yücelttiğimiz, batıyı yerden yere vurduğumuz bir hale dönüştü bu batı eleştirileri hengamesinde bizi tanımaya çalışan, bilen, eleştiren pek az doğrusu.

Artık tarihte ecdadın büyüklüğünü, kitaplarda ne kadar güçlü ve iyi olduğumuzu arar olduk. Bizden olmayana düşman kesilmeye başladık. Faşistleştik yani.

Çetin Altan’ın bir yazısında dediği gibi “İnsanlar kendi ömürlerinden önce yaşananlara tarih diyor.
Çok da ilgilenmiyorlar o tarihle.
Tarih onlar için, övünecek bir şey bulamadıklarında kendilerine yeni övünme stokları yaratacakları bir böbürlenme hurdalığı.”

İlahiyat fakültelerinde hıristiyanlık ve yahudilik yeriliyor, tarih fakültelerinde şanlı tarihimiz anlatılıyor ama yükselen batıya karşı bir eziklik ve çaresizlik hala var.

“Ver mehteri” şeklinde ifadeler türedi.

Müslümanlar her şeyi biliyordu geriye kalan tek şey müslümanları kendilerinin üstün olduğuna inandırmaktı.

Artık hepimiz uyanıktık kendi yüceliğimizi ve batının barbarlığını biliyorduk. Geriye kalan tek şey bunu dillendirmekti.

Tüm bu “biz mükemmeliz” iddialarının yanında bir kısım müslümanlar ise geleneğin ciddi şekilde eleştirilmesini ve kendimizle yüzleşmemiz gerektiğini düşünüyor.

Müslümanların tarihi kutsallaştırması ise bu eleştirilere mani oluyor.

Halbuki Ebu Hanife nasıl tarihsel bağlamdan bağımsız değilse Freud da değil.
#
Dindar bilinç tarihi anlayamaz çünkü;
sahabe,tabiin, tebei tabiin kutsal; selçuklu, osmanlı kutsal; cumhuriyet döneminde mehdi geldi. Yani tarihi hep Allah yönetti asla beşeri bir şey yok. Tarihe beşeri olarak bakamaz dindar bilinç ilahi olarak bakar. O yüzden dindarların tarihten ders çıkarması imkansız gibi bir şey.

Bu konu ile ilgili İhsan Fazlıoğlu’nun bir yazısının linkini istifadenize sunuyorum:

https://dusuncemektebi.com/d/186835/ihsan-fazlioglu-mus%C2%ADlu%C2%ADman%C2%ADla%C2%ADri-se%C2%ADve%C2%ADme%C2%ADyen%C2%ADler,-is%C2%ADl%C3%A2m%C2%ADci%C2%ADli%C2%ADga-si%C2%ADgi%C2%ADnir%C2%ADlar

Bu büyük egomuza tarikat ve cemaat gibi oluşumların üstünlük yarışının da çok büyük etkisi oldu.

Birileri kendini mehdinin talebesi olarak üstün görüyor, bir başkası falanca tarikatın falanca kolu olmak ile, bir diğeri ise eşref-i mahlukat olmak ile övünüyor.

Kısacası “biz”i övmek aslında “ben”i övmektir ve bu övgülerin psikolojik bir kaç yamadan başka getirisi yok.

Bu övünmelerimizin farkına varıp kendimizle yüzleşmenin zamanı gelmedi mi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s