Düalizm ve İslam #1

Dünyaya baktığımızda bir düalizm görüyoruz. Yani çiftler; kadın-erkek, iyi-kötü, canlı-cansız, fizik-metafizik, varlık-yokluk, ruh-beden, somut-soyut gibi. Kitapta “Düşünüp ibret alırsınız diye her şeyden çiftler yarattık.”(zariyat 49) diyor Allah. Felsefi olaraksa “herhangi bir alanda birbirlerine indirgenemeyen iki karşıt ilkenin varlığını ileri sürme” olarak tanımlanabilir. Mecusilikte ise hayır ve şer olmak üzere iki ayrı tanrı şeklinde kendini göstermiştir düalizm. Burda anlatacağım şey “kainatı düalizm ile daha kolay anlayabiliriz” değil. Aslında bu dualiter yapı ve islam bağlamında birkaç diyeceğim var şöyle ki: dualiter yapıya sahip olan şeyler girifttir, iç içedir. Birinin nerde bitip diğerinin nerde başladığı belli değildir. Sıcak-soğuk dualizmine baktığımızda şunu görürüz; sıcağın nerde bitip soğuğun nerde başladığı belli değil. Mesela sıcak bir yaz günü hava 40 derece ise serin hava için havanın kaç derece olması lazımdır? 39, 38, 37…..20….10…..0 yada eksi dereceler mi? Bu sorunun cevabı tam olarak belli değildir. Soğuk ve sıcak arasında “ılık” diye bir form vardır ama ılık kaç derecedir sorusunun net bir cevabı yoktur,ılık olan dereceyi tam olarak tayin edemeyiz. Çünkü sıcak ve soğuk birbirlerinden net bir çizgi ile ayrılmamıştır. 20 derecede ılık başlar diyemeyiz çünkü 20 derece bana göre çok sıcak size göre ılık olabilir. Canlı-cansız dualizmine bakalım. Bugünkü bilim anlayışımıza göre cansızlığın nereden sonra canlılığa geçtiğini tayin edemiyoruz o yüzden sürekli canlılık tanımlarımız değişiyor. Bu dualiter yapı yin yang sembolü ile de çok iyi ifade edilmiştir.

Görünen alemde hal böyleyken islamda bu düalizme Allah’ın bütün çiftleri yaratması olarak bakılabilir. “Savaş, hoşunuza gitmediği halde size farz kılındı. İhtimal ki hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinizedir ve ihtimal ki sevdiğiniz bir şey sizin kötülüğünüzedir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir.” (Bakara, 216) ayeti de aslında dualiter yapının nasıl birbirine girift olduğunu anlatır. Dualizm bir olgudur bu olguyu bilmeden Kur’an’daki dualizmi anlayamayız. Şimdi işin karmaşıklaştığı kısma gelelim. Varlık ve yokluk kümeleri de bu dualiter yapıya dahildir ve biz Allah tüm çiftlerin yaratıcısıdır dedik ve biz Allah var mı yok mu sorusuna Allah vardır cevabını veriyoruz peki Allah yarattığı kümeye nasıl dahil oluyor? Bunu küme metaforu ile açıklığa kavuşturayım. Ben (yaratıcı), biri A (varlık) biri de B (yokluk) olmak üzere iki küme çizsem. Ve bu kümelerden birine hayat versem ve onu çizen ile ilgili yorumunu sorsam. O da bana beni yaratan bana dahildir dese burda bir çelişki olmaz mı? Çünkü ben kümeyi çizenim dahil olan değil. Yani Allah varlık kümesini yaratandır kümeye dahil olan değil. Tanrı’yı anlatırken böyle çelişkilere düşmek kaçınılmazdır çünkü Tanrı aşkın varlıktır bizler içkin. İçkin olan aşkın olanı tarif edince çelişki doğuyor. Yani aslında Allah “var” yada “yok” değildir ikisininde yaratıcısıdır. Ama dil sınırlı olduğu için bunu tam olarak ifade edemediğimizden “Allah vardır” diyoruz. Bu benim Tanrı tasavvurumdur yoksa Allah’ın yokluğu yaratıp yaratmadığı, yokluğun mahiyeti apayrı bir tartışmadır. Yine Allah için iyi ve kötü düalizmini düşündüğümüzde Allah için iyi veya kötü diyemeyiz Allah iyiden ve kötüden münezzehdir. Allah’ı kendi kavramlarımız ile açıklayamayız bu bağlamda Allah’ın sıfatları ve isimleri Allah’ı anlamamıza yarayan işaret levhalarıdır yoksa haşa Allah’ı ilmimizle kuşatmıyoruz. Ama bugün dindarların çoğu Allah’a “iyi” diyor, ateistlerin “Allah kötüdür” fikrine karşı çıkıyorlar. Halbuki Allah Kur’an’da kendisi için “ğafur, rahim” dediği gibi “kahhar ve şedidül ikab” da diyor. Yani “iyiyim” demiyor istediğimi yaparım diyor tabi buna “adil” olma diyebiliriz islam literatürüne göre. Ama herkesin kendi tanrı tasavvuru vardır. Yani benim Allahım ile sizin Allahınız apayrıdır. Ama biz genelde Allah Ğafur’dur deyip bunun mutlak olduğunu zannediyoruz ama Allah kimisini de affetmiyor demek ki bu Ğafur’luk mutlak değildir hem Allah’ın mutlak olmasını anlıyamayız zaten sınırlı olan mutlak’ı anlamaz. Biz kapasiteli canlılarız, kapasitemiz sınırlıdır demiyorum çünkü kapasite ve canlılık başlı başına birer sınırdır zaten. O yüzden Allah ile ilgili konuşmaların hiçbiri dinin aslı olamaz çünkü herkes Allah’ı kendine göre farklı olarak anlar. Bütün sınırlılıklarımıza rağmen Allah hakkında konuşulan şeylerden çokta emin olmamak lazım çünkü bu tarifler bir beşer tarafından yapılır. Bence müslümanlar “Allah iyidir, merhametlidir.” demekten, ateistler de “Allah kötüdür,zalimdir.” demekten vazgeçmelidir çünkü Allah bizim tanımlamalarımızın ötesindedir sınırlı bir varlık olan bizler sınırlı bir dille onu tam olarak anlayamayız. Sonsuz olanı sınırlı olan anlamaya çalışırsa elbette anlamaz ve bazen saçmalar ve bu saçmalamalar caizdir. Allah’ı tarif eden kavramlar benim, Allah’ın değil ,bir dakika, Allah’ın kavramı ne demek? Biz anlamak için kavramlara muhtacız Allah değil. Allah’ın hiçbir şeye ihtiyaç duymadan konuşması ne demek? Bu soyutluğa ben ulaşamıyorum. Aslında bu soyut bile değil. Vesselam.

Düalizm ve İslam #1” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s